Giriş için tıklayınız.
Sitedeki kullanıcı sayısı: 6
İ.T.Ü. Bilim-Toplum Uygulama-Araştırma Merkezi

İTÜ’ de BİLİM-TOPLUM PROJELERİ

Bugün bilimsel bilgiye verilen değer ülkemiz genelinde hızla azalıyor. Avrupa Birliği Komisyonu’nun AB’ye aday ülkeler arasında yaptığı kamuoyu yoklaması bu gerçeğin bir göstergesi: Türk halkı gerek bilimsel “okuryazarlıkta gerekse bilimsel konulara duyulan ilgi ve haberdarlıkta” son sıralarda yer aldı.

Örneğin, 1999 yılındaki İzmit deprem felaketinden beri medyada yer alan haberlerde bilim insanları, depremin kesin zamanını saptamanın mevcut yöntemlerle olanaksız olduğunu, ancak İstanbul’da büyük bir depremin yaşanmasına kesin gözüyle baktıklarını defalarca dile getirdi. Buna rağmen, deprem konusu gündeme geldiğinde halkın aklına gelen ilk soru, olası İstanbul depreminin ne zaman olacağı üzerine oluyor. Aynı iletişim sorunları çevre, biyoteknoloji, gıda güvenliği gibi konularda da yaşanıyor. Bir futbol yorumcusunun tavuklarda “hormon” kullanılıyor yorumu, ülkemizdeki tüm tavuk sektörünü bir aydan kısa sürede durma noktasına getirebiliyor.
Benzer sorunları -yakın geçmişte ülke ekonomilerine büyük zarar veren, bilim insanları ve halkın arasını açan “deli dana hastalığı (BSE)” örneğinde görüldüğü gibi- AB üyesi ülkeler de yıllardır yaşıyor. Çünkü günümüzde halkın, gündelik yaşantıda prizlerdeki elektriği kullanırken, pastörize süt içerken; doğal gazla ısınırken ya da klimayla serinlerken aslında farkında olmadan bilimsel bilgiden ve bilgi temelli teknolojiden yararlanıyor olması, bilimsel araştırmaları karşılıksız destekleyeceği anlamına gelmiyor.
Zira toplum ve bilim arasında uyumlu ve sürdürülebilir bir ilişki kurmak için Avrupa Birliği üyesi ülkeler -özellikle de bilimsel bilginin üretildiği üniversite ve diğer araştırma kurumlarında - “halkla bilim iletişimi” kültürünü yaygınlaştırmaya çalışıyor.